Pnömotoraks

Pnömotoraks göğüs boşluğu içinde akciğer zarlarının arasında hava toplanmasıdır. Bazı kişilerde akciğerin yüzeyinde özellikle üst kısmında, doğuştan olan veya sonradan gelişen bleb dediğimiz 1 cm ulaşan hava kesecikleri vardır. Bu hava keseciklerinin kendiliğinden patlaması sonucu akciğerlere alınan hava akciğerin dışına kaçar ve akciğer zarları içinde birikir ve artınva da akciğerin sönmesine neden olur.

Akciğer Hava Kisti-Bül

Akciğerlerde, özellikle uzun yıllar sigara içen amfizemli hastalarda, fakat bazen sigara içmeyenlerde de, hava kisti veya bül dediğimiz hava keseleri-balonları olabilir. Bu hava keseleri bazen 10-15 cm kadar büyüyebilir. Bu hava keseleri içinde kanın temizlenebilmesi için gaz alış-verişi yapılamadığından ve aynı zamanda bu hava kesesi sağlam akciğere de baskı yapıp, sağlıklı kısmın da iyi çalışmasını engellediğinden, hastanın solunumunu bozar ve nefes darlığına neden olur.

Mediasten Kitle-Kist

Mediasten olarak tanımlanan bölge göğüs kafesi içinde olup her 2 akciğerin arasında- orta hatta bulunur. Kalp, nefes ve yemek borusu, timus vb diğer bazı organlar ile lenf bezleri bu bölgede yer alır. Bu bölgedeki organ veya dokulardan içi sıvı dolu (kistik) veya sert (solid) oluşumlar gelişebilir veya bu bölgedeki lenf nodlarında bir hastalığın belirtisi olarak büyüme meydana gelebilir.

Plevral- Akciğer Zarı (malign) Efüzyon

Akciğerlerin, plevra dediğimiz 2 tane zarları vardır. Bunların biri akciğerin dış yüzeyini örter iken diğeri kaburgaların (veya göğüs kafesinin) iç yüzeyini örter ve plevral boşluk d3diğimiz bu aralıkta normalde çok az miktarda sıvı bulunur ki bu sıvı nefes alıp vermede akciğerin hareketliliğine fayda sağlar.

Sadece akciğerlerin değil daha bir çok organın (kalp, böbrek, karaciğer, vs) hastalıklarında akciğer zarları arasında sıvı toplanabilir ve bu sıvı 2-3 litre ye çıkabilir. Sıvı toplanması akciğere baskı yapıp akciğerin havalanmasına engel olacağından hastada nefes darlığı gelişebilir.

Plevral Enfeksiyon-Ampiyem

Plevrada, genelde akciğerdeki zatürre ye bağlı toplanan sıvı iltihaplı olabilir. Bu durum hastada ağrı , ateş ve nefes darlığı, iştahsızlık yorgunluk yapar. Ampiyem denen bu durum söz konusu olduğunda , zardaki bu iltihabi birikimin mutlaka boşaltılması gereklidir. Bir çok farklı tür enfeksiyona bağlı bazen de akciğer ameliyatları sonrası gelişen bu durum ciddi ve uzun tedavi gerektirebilecek bir durumdur. Erken müdahale edilir ise ampiyem göğüs tüpü yerleştirilmesi ile tedavi edilebilecek iken uzun süreli olgularda daha ileri cerrahi müdahaleler (endoskopik veya açık ameliyat) gerekli olabilir.

Prof.Dr. Erdal OKUR Özgeçmiş

Hakkında

  • 1968 yılında doğdu, halen evli ve 2 çocuk babasıdır.

Eğitim

  • Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesinden  (İngilizce) 1992 yılında mezun oldu.

Mesleki Kariyer

  • Mecburi hizmetini1993-1995 yıllarında Van ve Kırklareli’nde tamamladı.
  • 1995 yılında, o dönem Türkiyedeki en büyük Göğüs Cerrahisi merkezi olan İstanbul Süreyyapaşa Göğüs Cerrahisi Merkezinde Göğüs Cerrahisi asistanlık eğitimine başladı.
  • 1999 yılında ABD de New York Memorial Sloan-Kettering Kanser merkezinde akciğer kanseri üzerinde çalışarak deneyim ve görgüsünü arttırdı.
  • 2000 yılında Göğüs Cerrahisi Uzmanı olmaya hak kazandıktan sonra aynı yıl, aynı merkezde ‘başasistanlık’ görevine getirildi.
  • 2007 yılında ABD de St Louis Washington Universitesi Barnes-Jewish Hastanesi Göğüs Cerrahisi bölümünde, ‘endoskopik akciğer ameliyatları’ ve ‘akciğer nakli’ konularında çalışmalar yaptı.
  • 2009 yılında ‘klinik şef yardımcısı’ oldu.
  • 2010 yılında da ‘Doçent’ ünvanı aldı.
  • Kısa süreli ziyaretçi öğretim üyesi olarak  Zürih Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs cerrahisi bölümünde ve Polonya Zakopane Göğüs Cerrahisi Merkezinde, alanındaki son gelişmeleri görüp deneyimini arttırmak için bulundu.
  • 2011 yılından itibaren de Acıbadem Sağlık Grubunda ve Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalında çalışmaktadır.

Yaptığı Çalışmalar

  • Toplam 100 ün üzerinde yayını bulunup bunların 38 i yurt dışı saygın tıp dergilerinde yayınlanan uluslar arası yayındır.
  • Ulusal ve Uluslar arası kitaplarda bölüm yazarlığı yaptı.
  • Yurt içinde bir çok konferans ve kongre de konuşmacı veya panelist olarak davet edildi.
  • 2008 yılında İtalya’da, Avrupa Göğüs Cerrahları Derneği Kongresinde  sunduğu çalışması, en iyi 8 çalışma içinde yer aldı.
  • Yurt içi toplantılarda 2 kez en iyi çalışma ödüllleri aldı.
  • Yurt dışı bilimsel toplantılarda yaptığı 9 konuşma ile çalışmalarını sundu.

Aldığı Belgeler

  • 2009 yılında İstanbul Valiliğince ‘takdirname’ belgesi aldı.

Acıbadem Bakırköy Hastanesi

Bakırköy: Halit Ziya Uşaklıgil Cad. No: 1. 34140 Bakırköy / İstanbul

+90 212 414 5006

 

Danışma : Soru ve Önerileriniz İçin

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Acıbadem İnternational Hospital

İnternatinal: İstanbul Caddesi No:82, 34149 Yeşilköy / İstanbul

+90 212 468 4055

                                                   

Prof Dr Erdal OKUR
Acıbadem University Medical School
+90 532 796 1600

 

Torakoskopi - Kapalı Ameliyat

Günümüzde cerrahinin tüm alanlarında olduğu gibi göğüs ameliyatlarında da daha küçük kesilerden, daha az iz bırakıp, daha az kas keserek ve kaburgaları daha az zedeleyerek, göğüs kafesi içinde ameliyat yapmak mümkün hale gelmiştir. Bu yöntem ile hastalar ameliyat sonrası çok daha az ağrı duymakta, daha erken ayağa kalkıp taburcu olabilmekte ve günlük hayatlarına daha erken geri dönmektedirler. Ayrıca ameliyat izi görüntüsü de çok daha kozmetik olmaktadır.

 

Torakotomi- Açık Ameliyat

Torakotomi, toraks'a(göğüs boşluğuna) kaburgalar arası açılarak girilen ameliyat türüdür. Yaklaşık 25 cm kadar bir kesi ile göğüs kafesi üzerindeki kaslar kesildikten sonra kaburgalar arası, retraktör denen vidalı sistemle açılan metal bir alet ile açıldıktan sonra göğüs boşluğu içine girilip gerekli müdahale yapılır. Kesi önde(meme altında), yanda veya arkada (kürek kemiği alt ve arkasına doğru) olabilir. Kaburgalar arası açılırken kaburgalardaki ezilmeye ve kas kesisine bağlı olarak ameliyat sonrası dönemde ağrı şikayeti genelde olur. Akciğerle, yemek borusu, nefes borusu ve mediastenle ilgili büyük ameliyatlar, hatta bazı merkezlerde daha küçük ameliyatlar bile genelde bu yolla yapılır. Hastanın genelde ameliyat sonrası 5-6 gün hastanede kalması gerekebilir. Daha küçük ve daha az kes kesisi ile yapılan 'kas koruyucou torakotomi' denen şekli de vardır. Ameliyat sonrası göğüs boşluğuna 'dren' de denilen, yaklaşık parmak kalılığında hortum benzeri göğüs tüpü, 1 veya 2 tane yerleştirilir ve bu drenlerin birkaç gün yerinde bırakılması gerekebilir.

Trakea (nefes borusu) Ameliyatı

Trakea (nefes borusu) ameliyatları, hastalığın bulunduğu yere bağlı olarak, boyundan (guatr ameliyatı gibi), göğüs kafesi ön kısmında (kalp ameliyatı gibi) veya torakotomi yöntemlerinden bir veya ikisi kullanılarak yapılır. Nefes borusu ameliyat edilirken aynı zamanda hastayı solutmak ta gerektiğinden komplike bir ameliyattır ve bu nedenle belli deneyimli merkezlerde yapılması önerilmektedir (Bakınız videolar- trakea rezeksiyonu). Hastalar genelde nefes darlığ ile ameliyata girse de ameliyattan sonra nefesleri oldukça rahatlamış olarak çıkarlar ve sonuçları genelde yüz güldürücüdür. Ameliyatta nefes burusunun hastalıklı kısmı çıkartılır alt ve üstteki kısım borunun devamlılığını sağlayacak şekilde birbirine dikilir.

Akciğer Kanseri

Akciğer kanseri tüm dünyada ve ülkemizde en sık görülen kanser türüdür, erkeklerde kadınlara göre daha sık görülmektedir. Özellikle uzun yıllar sigara içenler akciğer kanseri için ciddi risk altındadırlar.

Akciğer kanseri, akciğer ve küçük havayollarındaki hücrelerin kötü huylu hücrelere dönüşerek anormal çoğalması ve bir tümör (ur) oluşumu ile meydana gelir. Başlıca 4 tipi vardır; küçük hücreli tipi ve küçük hücreli olmayan 3 tipi – epidermoid, adeno ve büyük hücreli tipi.

Akciğer kanseri kendini öksürük, balgam, özellikle balgamda kan görünmesi, ağrı, iştahsızlık, kilo kaybı gibi belirtiler ile gösterir. Özellikle balgamda karışık kan görülmesi çok önemli bir bulgudur ve uzun yıllar sigara içen birinde olması şiddetle akciğer kanserini düşündürür.

Akciğer kanserinde tanı radyolojik incelemelerden sonra, bronkoskopi denilen burundan girilip nefes yolları içinden tümörün görülerek parça alınması veya akciğerin dış kısmında yerleşen tümörlerde, dışarıdan tomografi altında iğne ile parça alınması ile konulabilir. Tüm vücut kanser taraması yapılan pozitron emisyon tomografi (PET-BT) hem akciğer kanserini hem de vücutta diğer bölgelere sıçrama (metastaz) yapıp yapmadığını göstermede çok faydalı, yeni bir yöntemdir.

 

Akciğer kanseri tedavisinde temel tedavi seçenekleri cerrahi (ameliyat tedavisi), kemoterapi (ilaç tedavisi) ve radyoterapi (ışın tedavisidir).

Akciğer kanserinde en iyi sonuçlar veren, bu hastalıktan tamamen kurtulma ümidi veren tedavi şekli ameliyat tedavisidir. Fakat hastaların ancak % 20-25 kadarı ameliyat tedavisine uygun durumdadırlar. Akciğer kanserinde ameliyat tedavisi yapılabilmesi için temel şartlar

– Kanser sadece akciğerin bir kısmında olup, mediasten dediğimiz nefes borusu yanındaki bezelere veya vücudun diğer bölgelerine sıçrama (metastaz) yapmış olmaması gereklidir. Bezelere sıçrama olup olmadığını tesbit etmek için gerekirse bu bezelerden parça almak gerekebilir (mediastinoskopi ile- bakınız ameliyat türleri - mediastinoskopi)

– Hastanın genel durumunun ve performansının (kalp, diğer akciğer durumu ve yeterliliği) bu ameliyat için uygun olması gereklidir.

Akciğer kanserindeki 4 evrenin, Evre 1 ve Evre 2 sinde yakalananlarda, cerrahi tedavi uygundur ve bu kişilerde yaşam beklentisi ( 5 yıllık) % 80-90 lara kadar çıkabilmektedir. Bu nedenle erken evrelerde yakalanmış hastalarda ameliyat tedavisi çok önemli bir fırsattır ve kaçırılmamalıdır.

Akciğer kanserinde yapılan ameliyatlar başlıca açık (torakotomi) ve kapalı (torakoskopi- videotorakostkopi – VATS) ameliyatı olma üzere 2 şekildedir. Bakınız akciğer ameliyatı türleri.

Akciğer Kanserinin Evresi Nasıl Anlaşılır.

Akciğer kanserinin 4 evresi (aşaması) vardır ve bu evreler 3 kritere bakılarak belirlenir:
1. Tümörün çapı ve yerleştiği yer

Akciğer kanserinin büyüklüğü evre için önemlidir: örneğin 2 cm bir tümörle 5cm veya 8cm tümör farklı aşamalardadır. Ayrıca ana nefes borusunda yerleşen bir kanserle akciğerin bir köşesinde yerleşen kanserin de evreleri farklıdır
2. Lenf bezlerine yayılma olup olmaması

Lenf bezlerine yayılma olmaması daha erken bir evreyi (1. evre), lenf bezlerine yayılma daha ileri bir evreyi (2. veya 3. evre) gösterir.
3. Başka organlara yayılma (metastaz) yapmış olup olmaması

Akciğer kanseri erken teşhis edilmezse, diğer akciğere, beyine, kemiğe, böbrek üstü bezlerine, karaciğere veya diğer vücut bölgelerine yayılabilir. Bu durumda kanser en ileri aşamaya yani 4. evreye gelmiş olur.
Dördüncü Evre Akciğer Kanseri

4. evrede akciğer kanserinde akciğerdeki kanser vücudun başka organ veya dokularına (kemik, beyin, böbrek üstü bezleri, karaciğer, yumuşak dokular gibi) yayılma (metastaz) yapmıştır.

Akciğer kanserinin en ileri aşamasıdır.

Akciğer kanserleri 2 ana gruptan oluşur: ‘Küçük Hücreli’ Akciğer Kanseri ve ‘Küçük Hücreli Olmayan’ Akciğer Kanseri. Bu 2 grubun tedavileri farklıdır.

Aşağıda bu 2 grup için tedavi yöntemlerini okuyabilirsiniz.
Küçük Hücreli Olmayan Akciğer Kanseri 4. Evre Tedavisi

  • Bu evrede kanser başka organlara da yayılmış olduğundan belli durumlar hariç olmak üzere ameliyat tercih edilmez.
  • En uygun tedavi kemoterapi, hedefe yönelik tedaviler, immunoterapi ve gerekirse kanserin yayılma bölgeleri için radyoterapi şeklindedir.
  • Skuamöz (epidermoid) hücreli dışında kalan kanserlerde hedefe yönelik tedavi (akıllı ilaçlar) kullanılması tedavi başarısını artırır.
  • Akıllı ilaçların kullanılabilmesi için biyopsi yapılan tümörden EGFR, ALK ve ROS-1 gen testleri yapılmalıdır.
  • Ameliyat çok özel durumlarda (örneğin beyinde veya böbrek üstü bezinde sadece 1 metastaz olup ve bunların da tedavi edilmiş veya edilecek olması gibi) faydalı olabilir.

Küçük Hücreli Akciğer Kanseri 4. Evre

Bu grupta akıllı ilaçlar veya immunoterapi uygulanamaz. Tedavinin 2 unsuru şunlardır:

  • Kemoterapi – ilaç tedavisi
  • Radyoterapi – ışın tedavisi

Dördüncü Evre Akciğer Kanserinde Öneriler

Akıllı ilaçların kullanılması bu evrede tedavi başarısını artırır. Ancak hastaların yaklaşık dörtte birinde bu tedavi uygulanabilir.

İmmunoterapi ile ümit verici sonuçlar alınmaya başlamıştır – onkoloji uzmanınız ile görüşünüz.

Destek tedavileri ile hastanın yaşam konforu korunmaya gayret edilir.

Ortaya çıkan nefes darlığı, ağrılar veya şiddetli zayıflama durumları için palyatif tedaviler uygulanmalıdır.

Alternatif tedaviler adı verilen ve bir çok hasta yakınının ümit bağladığı ürünler hiç bir fayda sağlamaz. Bu konuda dikkatli olunmasını önermek zorundayız.
Dördüncü Evre Akciğer Kanseri Yaşam Süresi (Prognoz)

Hasta ve yakınlarının sıklıkla sorduğu soru ‘uygulanacak tedavi ile bu hastalıktan kurtulma şansı’dır. Aşağıdaki istatistikler çok büyük sayıda hastaların tedavileri ile elde edilen uluslararası araştırmaların sonuçlarını yansıtmaktadır.

  • Bir yıllık yaşam süresi olasılığı (İngiliz Kanser Araştırma Merkezi sonuçları)
  • Dördüncü evre akciğer kanserli hastalarda 1 yıllık yaşam oranı %14’dür.
  • Beş yıllık yaşam süresi olasılığı (Amerikan Ulusal Kanser Enstitüsü sonuçları)
  • Dördüncü evre akciğer kanserli hastalarda 5 yıl yaşam şansı %1’dir.

@YASAL UYARI

Prof. Dr. Erdal OKUR web sitesi ziyaretçilerini bilgilendirmek amacıyla hazırlanmış olup, sağlık hizmeti vermektedir. Sitedeki bilgiler hiç bir şekilde hastalıkların tanı veya tedavisinde kullanılmamalıdır. Tanı ve tedavi mutlak bir doktor tarafından yapılması gereken son derece ciddi işlemlerdir.

Tıp bilgileri, kullanılan tanı ve tedavi gereçleri hızla değişilmektedir. Bir bilgi, yöntem veya gereç çok kısa sürede terk edilebilir. Ayrıca tıpta aynı sonucu almaya yönelik olan, farklı teknik ve bilgiler, değişik uygulamalar olabilir. Tanı ve tedavide doktorun kişisel deneyimi, yetenekleri belirleyici bir faktördür. Aynı konu hakkında farklı görüşler olması mümkündür. Sitedeki bilgiler her gün güncelleştirilemediğinden her bilginin ziyaretçi tarafından doktoruna danışılarak kontrol edilmesi gereklidir. Web sitesinde olabilecek herhangi bir yanlışlık veya eksiklikten dolayı, herhangi bir sorumluluk Prof. Dr. Erdal OKUR’a atfedilemez.

Site “basılı yayın” olarak koruma altında olup yazıların hiçbiri tamamen veya kısmen, hiç bir ortamda (Internet, Dergi, Gazete, TV, Radyo) Prof. Dr. Erdal OKUR’un izni olmaksızın kullanılamaz. Tüm kullanıcılar yukarıda belirtilen yasal uyarıyı okumuş, tamamen ve çekincesiz olarak kabul etmiş sayılırlar. Aksi durumlarda 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ihlali söz konusudur. Site ile ilgili tüm haklar; Prof. Dr. Erdal OKUR’a aittir.

İLETİŞİM

Ad Soyad : ERDAL OKUR

Unvan : Prof. Dr.

Tıbbi Birim : Göğüs Cerrahisi

Uzmanlık : Göğüs Cerrahisi

Şube : Bakırköy Hastanesi, Fulya Hastanesi, International Hastanesi

E-Posta : This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Web Sitesi : http://www.erdalokur.com

Akciğer Kanseri | Akciğerde İyi Huylu Kitle | Akciğerde Nodül-Leke | Akciğer'de Metastaz | Akciğer Kisti (hidatik kist) | Akciğer Hava Kisti-Bül | Pnömotoraks | Mediasten Kitle-Kist | Aşırı El,Koltuk Altı Terlemesi | Diyafram Hastalıkları | Göğüs Duvarı Anomalileri | Göğüs Duvarı Tümörleri | Plevral- Akciğer Zarı | Plevral Enfeksiyon-Ampiyem | Timus Cerrahisi | Trakea (nefes borusu) Hastalıkları

Top
Bilgi deneyiminizi iyileştirmek için yasal düzenlemelere uygun çerezler (cookies) kullanıyoruz. Detaylı bilgiye Gizlilik ve Çerez Politikası sayfamızdan erişebilirsiniz. More details…